Güvercin Bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güvercin Bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2009 Cuma

BİLECİK BOZÜYÜK'TEN SAYIN MEHMET AYAN'ın GÜVERCİNLERİ

Tam boy görünüm için tıklayın
Tam boy görünüm için tıklayın

7 Nisan 2009 Salı

Aydın Güvercinleri REsimleri Bakıcılar

Tam boy görünüm için tıklayın
Tam boy görünüm için tıklayın

28 Mart 2009 Cumartesi

Tokat Güvercin Resimleri Yetiştiriciler

Tokat'tan Sayın Hayri ERYILMAZ'ın Taklacı Güvercinleri


Tam boy görünüm için tıklayınTam boy görünüm için tıklayınTam boy görünüm için tıklayın

10 Mart 2009 Salı

Güvercin Bakımının Esasları

Sevgili Yetiştiriciler, hepimizin ortak merakı olan güvercin yetiştiriciliğinin, güvercin sağlığı bakımından da temelini oluşturan, olmazsa olmaz şeklinde de değerlendirebileceğimiz ana kuralları vardır. Uygulanması gereken kurallar nelerdir kısaca açıklayarak başlayalım;

1. Mutlaka standartlara uygun kümes veya kümesler.
2. Temizlik ve hijyen
3. Sağlıklı damızlık
4. Finansman
5. Zaman
6. Sportmenlik

1.Kümes ;
Kümes deyince aklımıza gelen konu; güvercinlerimizin rahat edebileceği, sağlık koşullarına uygun ,yaşamları süresince barınabilecekleri güvercin evlerinden söz ediyorum. Kümesleri, bahçe kümesleri ,tavan arası kümesleri ve teras kümesleri olarak sınıflandırabiliriz. Kümeslerimizin cephesini , şayet şeçeneğimiz varsa rüzgarın daha ılık estiği, sabah güneşini ve gün boyu güneş ışınlarını alabilen doğu veya güney doğu yönlerine kurarsak kuşlarımızın güneş ışınlarından azami derecede faydalanmalarını sağlarız. Böylece sabahın erken saatlerinde kümesin içersindeki havanında ılıklaşmasını sağlarız. Kümeslerin çok lüks olması önemli değildir ancak ihtiyaçlara cevap vermesi çok önemlidir. Bahçe kümeslerini ve terasta inşa edeceğimiz kümesleri yerden 45cm gibi yüksekliğe kaldırırsak, kümesin altında oluşacak hava sirkülasyonu sayesinde kümes tabanının daima kuru kalmasını sağlarız. İyi bir kümeste dikkat edilmesi gereken en önemli husus kümesin tabanının sürekli olarak kuru kalmasını sağlayan ve kuşlarımızda üst solunum problemleri yaratmayan havalandırma sistemlerinin bulunmasıdır. Bunun için belli zaman dilimlerinde devreye sokacağımız (kuşları yemleme zamanı gibi ) elektrikle çalışan havalandırma sistemlerini tercih edebileceğimiz gibi doğal havalandırma sistemlerini de oluşturabiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus kümes içersinde kuşlarımızı cereyana maruz bırakmamaktır. Bu nedenle kümeslerde tek cepheden, tercihen kümeslerin ön yüzünde alttan açılacak havalandırma delikleri ile kümesin içersine temiz hava girmesini sağlarız. Tavandan açacağımız havalandırma bacaları ile de kümesteki istenmeyen kötü hava ve kokuların dışarıya çıkmasını sağlarız. Böylece kuşlarımızı hava akımlarına (cereyan) maruz bırakmaksızın kümeslerimizin hava sirkülasyonunu sağlarız.

Ayrıca kümeslerde kuşlarımızın yuva ölçülerini ve şekillerini belli standartlara göre dizayn edersek hem kuşlarımız rahat eder hem de yuva temizliğinde bizler rahat ederiz. Standartlara uygun yuvadan kastım; bir çift kuşun yaşamlarını sürdürebileceği, rahatlıkla eşleşip yavrularını büyütebilecekleri, kolay temizlenebilmesi için altında tercihen yuva ızgarası olan, içersinde 2 adet yumurtalık konulabilen, önleri gerektiğinde kapatılabilmesi için yuva önü bulunan, yetiştirdiğimiz kuşların fiziki yapılarına uygun ölçülerdeki yuvaları kastediyorum. Bu yuvaların ölçüleri kişisel olarak değisse de, normal ölçüler 40x60x40 veya 40X70X40 gibidir. Konuyu biraz açmak gerekirse ideal bir yuva 40 cm derinlik, 60 cm genişlik, 40 cm yüksekliktedir. Bu standartlara sahip bir yuvada bir çift kuş, konulacak 2 adet yumurtalık sayesinde aynı anda bir çift yavru büyütürken, bir çiftte yumurtaya yatabilir. Yuva önleri sayesinde ise kuşlarımızı yuva içersine kapatıp, burada eşleştirerek, yemini ve suyunu burada vererek doğacak yavruların istediğimiz çiftlere ait olduğundan emin olabiliriz. Ayrıca yuva önlerine takacağımız mamalıklara yem koyarak, hem yavruya bakan çiftlere yardımcı olabiliriz, hem de yavruların ebeveyinlerine bakarak çabucak yem yemeyi öğrenmelerini sağlarız. Yuva altı ızgaraları ise kuşlarımızın dışkılarıyla temasını kestiği için yemin dışkı ile bulaşması sonucu oluşabilecek olan enfeksiyonların önlenmesinde rol oynayan çok önemli faktörlerden biridir. Ayrıca haftada bir kez bu ızgaraları kaldırmak suretiyle yuvalıkları kolayca temizleyebiliriz.

Kümeslerimizin tabanlarını günlük olarak temizlemiyorsak yere koyacağımız taban ızgaraları sayesinde kuşlarımızın dışkıları ile temasını keseriz. Kuşlar yerdeki dışkılara basmadığı için, bu dışkılar daha kısa sürede kuruyup, temizlik aşamasında ise daha kolay temizlenebilecektir. Kümeslerde kuşlarımızın suluklarını yerden takriben 50cm yükseklikteki sehpaların üstüne yerleştirirsek, içeride uçuşan tozların sulukları kirletmesini belli oranda önlemiş oluruz. Kuşlarımızın mutlaka hergün sularını değiştirip tazeleyelim. Böylece uzun süre suluklarda bayat su kalmayacağından suyun bakteri üretmesini de belli oranda önlemiş oluruz. Günlük verdiğimiz suyu direk çeşme suyu yerine, içersine bir miktar su dezenfektasyonu ilave ederek verirsek, sudan geçmesi muhtemel olan bazı enfeksiyonları önlemiş oluruz. Ayrıca kuşlarımıza yemlerini mutlaka temizlenip dezenfekte edilmiş bir zeminde veya yemliklerde vermeliyiz. Sanırım hiç kimse tuvalette yemeğini yemek istemez. Öyleyse bizlerde kuşlarımıza yemlerini özenle hazırlanmış yemliklerinde sunalım.Alacağımız bu basit tedbirlerle kuşlarımızın sağlıklı kalmalarını sağlamış oluruz.

Standartlara uygun kümes , yuva , tünek vs. örneklerini TGYB’nin fotoğraf galerisindeki salma örneklerinde görebilirsiniz.

2.Temizlik ve Hijyen ;
Temizlik ve hijyenik koşullar hastalıkların kolayca yayılmasını önleyeceğinden, mutlaka uygulanması gereken önemli tedbirlerdir.
Haftalık yapacağımız kümes temizliği, yerleri, yuvaları, yumurtalıkları, tünekleri ve kümeste kullanılan her türlü ekipmanı kapsamalıdır. Kümes temizliği birkaç aşamalıdır. Birinci aşamada kümesteki her yer ve ekipmanlar (yemlik, suluk vs ) temizlenmelidir. Bu periyotta mümkünse elektrik süpürgesi ile kümesteki her yerin küçük tozları alınır. İkinci periyotta ise bir kova içersine konulan bir miktar dezenfektasyon ilacı karıştırılmış ılık su ile bütün yüzeyler silinmek suretiyle, mikropların barınmasına uygun ortam yaratabilecek olan tozlar silinip temizlenir. Son olarak ta dezenfektasyon pompası ile püskürmek suretiyle kümesteki el girmeyen yerlerde dahil olmak üzere her yer dezenfekte edilir. Bu işleme alternatif olarak pürmüz ile yakmayı da deneyebilirsiniz.
Unutmamak gerekir ki yakma metodu da mikropların imha edilmesinde çok etkilidir. Ancak çok dikkatli olunmasını tavsiye ederim. Zira yangın çıkarabilirsiniz veya kendinize zarar verebilirsiniz.

3.Sağlıklı damızlık ;
Damızlık seçimimizi yaparken, kuşun gözle görülebilen ve aranılan vasıfları dışında ,sağlık barometrelerinin de dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Zira sağlıklı yavrular ancak sağlıklı damızlıklardan gelir. Dikkat edilecek olursa doğada sadece en sağlıklı ve en güçlü hayvanlar hayatta kalır ve onlar sürünün damızlığını oluşturur. Bizlerde tabiata fazla aykırı davranmamalıyız. Çok çabuk hastalanan bir damızlık kuşun yavruları da aynı olacaktır.Fakat sağlıklı, her türlü koşullarda hayatta kalmayı başarabilen ve hastalıklara karşı ilaç kullanmaksızın direnç gösterebilen bir damızlık, daima dayanıklı bir soyun atası olacaktır. Bilemiyorum bizler belki de posta güvercini yetiştiricisi olduğumuz için ve bu kuşlar sportif amaçlı yetiştirildiklerinden bu konuda çok hassasiyet gösterebiliriz. Ancak başka ırkları da yetiştirmiş olsaydım, aynı düşüncelerle hareket ederdim.

4.Finansman ;
Kuş bakımı sanıldığı kadar çok basit ve ucuz olmayıp, mutlaka belli oranda finansmana ihtiyaç duyulmaktadır. Bunları belirtmemdeki neden şayet yeni bir arkadaşımız bu hobiye merak salarsa, kendini nelerin beklediğini bilmesi içindir. Bu harcamaları kısaca özetlemek gerekirse; başlangıçta kuş edinebilmek için bir miktar harcama yapılır. Daha sonra kuşun olağan harcamaları vardır.Yem, ilaç, aşı, vitamin, yem katkıları vs. gibi. Form ve Performans ırklarını besleyen arkadaşların harcamaları aşağı yukarı bunlarla biterken, Posta güvercinleri ile uğraşanları daha farklı harcamalar da beklemektedir. Örneğin yarışları tertipleyen organizatörlere yaptıkları harcamalardan dolayı ödenen kuş başı ücret, ayrıca kuşları yarışlara hazırlamak için kişisel arabalarınızla veya yarış arabasıyla yaptıracağınız antrenmanlara harcanan paralar vs. Yaklaşık 80 –100 adet posta güvercini besleyip yarıştıran bir kümesin senelik harcamaları ortalama 1000 $ civarındadır.Bu bakımdan posta güvercini ile profesyonel anlamda uğraşmayı düşünen yeni arkadaşların işin bu yönünü de göz önünde bulundurmalarını tavsiye ederim.

5.Zaman ;
Hangi ırkları yetiştiriyorsanız yetiştirin, mutlaka bakımı için belirli bir zamana ihtiyaç vardır. Bu zaman diliminde eğer hava müsaitse kuşlarımızı mutlaka dışarı çıkarıp havalandırmalıyız. Bütün günü kümeslerde kapalı olarak geçiren kuşların bu özgürlüğe herşeyden fazla ihtiyacı olduğunu unutmayalım. Şayet posta güvercini yetiştiricisi ve yarışçısı iseniz size günde en az iki saat gerekiyor demektir. Sabahları 1 saat, akşamları da bir saat olmak üzere günde iki saat uçurtmak gerekiyor. Başka türlü bu GÖKYÜZÜ SAVAŞÇILARINI formda tutamazsınız.

Güvercinlerde Tuz İhtiyacı

Dr.JP Stosskopfun haziran 1992 tarihli makalesinin dilimize çevirisidir.Yazar metnin kullanılmasını izne bağlı tutmuş olup metnin çevirisi ve yayını için kendisinden izin alınmıştır.

Tuzun yaşam için vazgeçilemez olduğunu herkez bilir.Sodyum klorür;kan sindirim suları,kas dokusu vesaire gibi organik yapı taşlarından sodyum ve klorun kaynağı olarak organizma için gereklidir ve osmos fenomeniyle vücudun sıvı dengesini sağlar.Bu denge iki etkene bağlıdır:Emilmiş su miktarı (tuzsuz olarak) ve yoğaltılmış tuz miktarı. İdeal olan şekil bir tarafta temiz su kabı iken diğer tarafta da bir tuz tası bulunmasıdır. Birçok yetiştiricinin yaptığı budur.Ancak dikkat,öncelikle gerekli ve yeterli tuzu sağlamamız gereklidir. İlkinde güvercinler tuzu aşırı yiyeceklerdir.O halde ilk tuz verişte çok dikkatle gözetimde bulunmamız gerekmektedir.Her aşırılığın organik ağır etkileri olabilir ki ishal,böbrek yetmezliği hatta emilmiş tuzun 5 gramı geçmesi halinde ki bu bir kahve kaşığı kadardır ölüm hali bile görülebilir.Daha sonraları sadece küçük temiz bir kapta her zaman tuz olduğuna gözkulak olmak yeterli olacaktır.Aksi takdirde herşeye yeniden başlamak gerekebilir.

Birçok yetiştirici kümese tüm taşlardan,mıcırlardan, granit parçalarından koyduklarını söylemekteler. Evet ama bunların hiçbirinin tuz içermediğini biliyorlarmı? Bunu anlamak çok basittir...tadına bakın.Aslında tuzun mevcudiyeti bu ürünleri higroskopik hale getirir yani bunlar havadaki nemi sabitleştirir ve yapışkan,macuni bir hal alırlar.Bu demektir ki yukarıda belirtildiği gibi bir kenara içine kilograma iki kahve kaşığı esasına göre tuz katılmış mıcır konmuş temiz bir kabı bırakmak gerekmektedir.Güvercinlerde tuz eksikliği olursa ne olur? Tel örgüde beslenen kuşlar bir parça tuz elde edebilmek amacıyla daha fazla su içmeye başlar ve buna bağlı olarak su bazlı sürgüne yakalanırlar. Bunun sonucunda da fazla su kaybına bağlı zayıflık,vücud erimesi oluşur.Tüyler yumuşaklığını kaybeder ve dikleşir ve kırılganlaşır,eşleşme yavaşlar, yavru kızmaları fenalaşmaya başlar. Otopsi yapılırsa kaslar ıslak görünür,içten sert ve kurudurlar,kalp küçülmüş ve kurumuştur.Bundan birkaç ay önce ben ve genç veterner arkadaşlar üremenin neredeyse sıfıra düştüğü,yavru kızmalarının satılamaz ,zayıf, mutsuz ,kılıksık hale geldikleri büyük bir güvercin üretim merkezini (3000 güvercinlik) gördük.Yetişkinlerde ard arda gelen haftalık beş altı ölüm.zayıflık,kalp küçülmesi ve kirli bir tüy yapısı.Vitamin ve toniklere rağmen tohumların ve yem çeşitlerinin yararı anormal derecede zayıfdı.Devamlı bakım halindeydiler. Bütün bakteriyolojik ve parazitolojik aramalar titizlikle görülmüştü.Yetiştiriciden bölgedeki diğer bir merkezde de aynı sorunlarla karşılaşıldığını öğrendik.Bu dert bakıcının zemini didikleyen güvercinlerin taze bir hayvan dışkısını gagaladıklarını tesbit ettiği güne kadar haftalarca devam etti...Yani litre başına,içme suyuna 2,3 gün 10 gr. Tuz atmayı deneyin. Herşey 24 saatte değişecektir.Daha sonra 1 kilo mıcır içine 15 gr. tuz karıştırın ve herşey düzene girsin.Unutmayın ki yetiştiricinin gözetiminin yerini hiçbirşey tutamaz.

Hergün dışarıya bırakılan kuşlar için ya da tam olarak bizim posta güvercinleri gibi uçurulan kuşlar için de sorun aynıdır ancak çözüm biraz daha değişiktir.Gerçekten de eksiklerin arzulandığı yetişme dönemi mineral ihtiyaçların da dorukda olduğu zamandır. Bu yüzden güvercinler eksikleri gidermek uğruna her yolu denemeye hazırdır.Pis de olsa herşeyi gagalayacak,özellikle sulu şeylere eğimli olacak, gübreli tarla toprağından yiyeceklerdir. (potasyum klorür gübre % 50 toksik tuz içerir).

Sonuç sulu ishal, morarma ve gübreyle beslenmeden dolayı gençlerin ölümü. Ve amatör tamamen sarsılmış biçimde " ben mıcır,gaga taşı,granit koydum bilinçli bir şekilde " dese de bunların tuz içermediğini maalesef unutmuştur. Bu arada % 2 , 3 arası tuz gibi birşey içeren tuz pudraları mevcuttur.Bu şekilde düzenli tuz ihtiyacı sağlanabilir.Ancak aynı kapta mıcır ve kum da olduğu zaman bu pudranın yoğunluğu epeyce artar ve hızla tuz aşırılığına varılır; yavrularda ishal on gün içinde başlar,yuva etrafı cıvık dışkıyla çevrilir ancak hastalıkda olduğu gibi zayıflama yoktur.Çözümü basittir,bu pudra yavru yeme düşene kadar kaldırılır.Dört beş hafta hiçbirşey verilmez ve herşey düzelir.

Güvercin Yemi Çeşitleri

Güvercin yetiştirmeye ilk kez 12 yaşımda başlamıştım. O dönemde kuşlarıma yem olarak sadece buğday veriyordum. Başlangıç yıllarımda zavallı kuşlarım buğdaydan başka bir yem tanımadan ömürlerini geçirdiler. Bu olay bir insanın ömür boyu sadece ekmek yemesi gibi bir şeydir. Buğday diğer yemlere göre kısmen daha ucuz olduğu için yetiştiriciler tarafından çok tercih edilen yemlerin başında gelmektedir. Ancak sağlıklı bir yemleme de buğdayın yanı sıra bir çok yem çeşidine de ihtiyaç duyulmaktadır. Şimdi anlıyorum ki, profesyonel anlamda yetiştiricilik çok bilinçli ve eğitimli olmayı gerektiriyor. Ülkemizde özellikle son yıllarda profesyonel yetiştiriciliğin hızla geliştiğini görmek gerçekten çok sevindirici. İster form güvercini ister performans güvercini yetiştirelim sağlıklı güvercinler elde edebilmenin yolu beslenmeden geçmektedir. Kuşlarımızdan beklediğimiz verimi alabilmek için onların beslenmesine gereken önemi göstermek durumundayız. Güvercinlerimizin de bir çok canlı gibi protein, karbonhidrat ve yağ olmak üzere bazı temel besin maddelerine gereksinimleri vardır. Bunun yanı sıra gerekli vitamin ve mineralleri almaları gerekir. Güvercinlerimiz yaşam döngülerinde belli dönemlerden geçerler. Yavru dönemi, tüy değişim dönemi, kış dönemi şeklinde adlandırabileceğimiz bu dönemlerde kuşlarımızın besin ihtiyaçları farklılık gösterir. Bilinçli yetiştiriciler bu dönemlerde farklı karışımlar (rasyonlar) hazırlayarak ihtiyaca yönelik bir beslenme düzeni uygularlar. Bir güvercin günde ortalama olarak canlı ağırlığının %10’u kadar yem tüketir. Güvercinlerin ağırlıkları ırklara göre değişir. Ortalama olarak bir güvercinin 400 gr. geldiğini varsayarsak bu güvercin günde 40 gr. yem tüketir. 25 güvercini olan bir yetiştiricinin günlük yem gereksinimi 1 kg. kadardır. Yemleme genel olarak günde bir kez ve akşamüzeri yapılır. Bazen özellikle de yavru büyütme dönemlerinde günde iki defa yemleme yapılabilir. Bu durumda toplam verilen yem miktarı günde bir kez verilen yem miktarına eşit olmalıdır. Bu durumda toplam yemin 1/3 kadarı sabah, 2/3 kadarı akşam verilmelidir. Güvercinler yemlenirken kural olarak özel yemlikler kullanılır. Yerde yemleme yapılmaz. Ancak çok fazla sayıda güvercinin bulunduğu ortamlarda örneğin 100-150 kuşluk kümeslerde yerde yemleme yapmak gerekiyorsa yemleme yapılacak yerin temiz olmasına dikkat edilmelidir. Temiz değilse temizlendikten sonra yemlemeye geçilmelidir. Hiçbir surette yem ile dışkının birbirine temas etmesine izin verilmemelidir. Yemeğinizi tuvalette ve yerde yemek durumunda olsaydınız sanırım bu hiç hoşunuza gitmezdi. Güvercinlerimiz için de durum çok farklı değildir. Onları tuvalette yem yemek durumunda bırakmaya hakkımız yoktur. Eğer farklı güvercin ırkları aynı anda yemleniyorlarsa, her ırkın yem tüketme hızı farklıdır. Bu farklılıkların göz önüne alınması ve mümkünse her ırkın farklı zamanlarda yemlenmesine çalışılmalıdır. Böylece yemleme sırasında kuşlarımızın yemden adil bir şekilde yararlanmasını sağlamış oluruz. Yemlerin kapalı ortamlarda özenle saklanması ve küflenmesinin önüne geçilmelidir. Ülkemizde yetiştirilen evcil güvercinlerin tamamı tane ve tohum ile beslenme alışkanlığı olan kuşlardır. Güvercinlerde yem olarak kullanılan tane ve tohumların başlıca çeşitleri, buğday, arpa, yulaf, mısır, sorgum (akdarı), pirinç, mercimek fiğ, burçak, çılban, bakla, bezelye, fasulye, soya fasulyesi, kolza (kanola, rapiska), kenevir tohumu (çedene), keten tohumu, ay çekirdeği ve aspir (kardi) olarak sıralanabilir. Güvercinlerimize hangi yem karışımlarını uygularsak uygulayalım dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta yemlerin taze olması gerektiğidir. Bir yemin tazeliği bu yemin çimlenme yeteneğini kaybetmemiş olması ile ölçülür. Çimlenme yeteneğini yitirmiş yemler tercih edilmemelidir. Özet olarak “kısır tohum” yem için uygun değildir. Bu bakımdan yemlerinizi bildiğiniz ve güvendiğiniz bir yemciden almanız yerinde olur. Güvercin yemi satan dükkanlarda genellikle güvercinler için hazırlanmış yem karışımları bulunmaktadır. Bu yem karışımlarını tercih etmemeniz yararınızadır. En doğrusu kendi yem karışımınızı kendinizin ayarlamasıdır.

Güvercin yemi olarak kullanılan bütün bu yem çeşitlerinin protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral ve selüloz (kaba lif) oranları birbirinden farklıdır. Ayrıca bazı yem çeşitlerinin güvercinlerimizde farklı etkileri bulunmaktadır. Bu yem çeşitlerinin tamamına yem satan dükkanlarda rastlayabilmek pek mümkün olmaz. Ayrıca hepsini bulmaya gerek de yoktur. Çoğu benzer içeriklere sahiptir. Bu bakımdan bütün yem çeşitlerinin özelliklerini bilmek, hangisinin hangisi yerine kullanılabileceğine karar vermek önemlidir. Dönemine göre uygun yem karışımları hazırlayabilmek açısından yem çeşitlerini özelliklerine göre gruplara ayırarak tanıtmak istiyorum.

KARBONHİDRAT AĞIRLIKLI GÜVERCİN YEMLERİ

1) Buğday: Buğdaygiller ailesinden Triticum cinsinden bir tahıl bitkisi olan buğday, çok eski devirlerden beri kullanılmaktadır. Anadolu’da günümüzden yaklaşık 6000 yıl önce buğday tarımı yapıldığı bilinmektedir. Binlerce çeşidi geliştirilmiş bir bitkidir. Ülkemizde üretilen buğdayın çok büyük bir bölümü insanlar için besin gereksinimi amacı ile kullanılır. Öğütme artıkları ise hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Her buğday çeşidinin besin içeriği değişiktir. Genel olarak bir buğday tanesinin içinde, %70’i karbonhidrat, %13 protein, %2 yağ, %2 kaba lifler (selüloz), % 2 mineral vardır. Ayrıca bazı B vitamini çeşitleri ile az miktarda da A vitamini de bulunur. 50 gr. buğday yaklaşık 165 kalori verir. Bu ortalama olarak güvercinlerimizin günlük tüketimine eşittir.

2) Arpa: Buğdaygiller ailesinden Hordeum cinsinden bir tahıldır. Güç iklim koşullarına uyumludur. Türkiye’de buğdaydan sonra en çok yetiştirilen tahıl çeşididir. Dünyada arpa üretiminin yarısı hayvan yemi amacı ile yapılmaktadır. Bir arpa tanesinin içinde yaklaşık % 67 karbonhidrat, %10 protein, %2 yağ, %5 kaba lifler (selüloz) ve kalsiyum, fosfor ile az miktarda da B vitamini bulunur. Başaksız arpa kuşlarda hastalığa neden olabilmektedir. Kış aylarında güvercinlerin yağlanmasını engellemek amacı ile yem karışımlarındaki arpa oranı artırılır.

3) Yulaf: Buğdaygiller ailesinden Averna cinsinden bir tahıldır. Buğday ve arpaya göre çok daha yeni bulunmuş bir tahıldır. İlk kez MS. 1. Yüz yılda yetiştirilmeye başlanmıştır. Dünyada daha çok hayvan yemi olarak üretilmektedir. Bir yulaf tanesinin içinde yaklaşık % 64 karbonhidrat, %12 protein, %6 yağ, % 10 kaba lifler (selüloz) ve kalsiyum, demir ile az miktarda da B vitamini bulunur.

4) Mısır: Buğdaygiller ailesinden Zea mays cinsinden bir tahıldır. Dünya tahıl üretiminde buğdaydan sonra önemli bir yer tutar. Üretilen mısırın büyük bir bölümü besin ve hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Mısır bitkisi sahip olduğu tanelerin şekline göre bir çok çeşide ayrılır. Bir mısır tanesinin içinde yaklaşık % 70 karbonhidrat, %9 protein, %4 yağ, %2 kaba lifler (selüloz) ve az miktarda mineral bulunur. Büyük taneli olanlarının güvercinlerin kolay tüketimi için kırılması gerekir.

5) Sorgum (Akdarı): Buğdaygiller ailesinden ot ve tane verimi yüksek bir tahıl türüdür. Sorghum biocolor, L. Moench bilimsel adı ile bilinir. Daha çok ikinci ürün olarak ülkemizde geliştirilmeye çalışılmaktadır. Sıcak iklim bitkisi olan sorgum, ülkemizde hayvancılık sektöründe yem bitkisi olarak kullanılmaktadır. Ak darı adı ile bilinmektedir. Sudan otu ile melezlenerek çeşitli tipleri geliştirilmiştir. Daha küçük taneli olan ve kum darı ya da “muhabbet darısı” olarak da bilinen Panicum miliaceum tipleri daha çok kafes kuşlarında yemlik olarak kullanılır. Bir sorgum tanesinin içinde ortalama olarak % 70 karbonhidrat, %10 protein, %2.5 yağ, % 2.5 kaba lifler (selüloz) ve demir bulunur.

6) Pirinç : Buğdaygiller ailesinden Oryza cinsinden bir tahıldır. 25 kadar türü ve yüzlerce çeşidi geliştirilmiştir. Dünya tahıl üretiminde buğday ve mısırdan sonra üçüncü sırayı alır. Pirinç su içinde yetiştirilen tek tahıl bitkisidir. Türkiye’ye 500 kadar önce güneyden girmiştir. Hasat sonrası yapılan parlatılma işlemi sırasında besin değerinin çoğunu yitirir. Besin olarak pilavlık pirinç ağırlıklı olarak karbonhidrat içerir. Bir pirinç tanesinin içersinde ortalama olarak % 72 karbonhidrat, %9 protein, %3 yağ, % 2 kaba lifler (selüloz) ve demir bulunur. Pirinç güvercinlerde su tutucu olarak bilinir. Bu nedenle bir hastalıktan kaynaklanmayan sulu dışkı durumlarında yem olarak pirinç verildiğinde olumlu etki yapar. Daha ucuza gelmesi açısından kırık pirinç alınabilir.

PROTEİN AĞIRLIKLI GÜVERCİN YEMLERİ

1) Mercimek: Baklagiller ailesinden Lens esculenta bilimsel adı ile tanılan bir bitkinin tohumlarıdır. Bu tohumlar besin amacı ile kullanılmaktadır. Farklı bir çok çeşidi bulunmaktadır. Bu çeşitlerde tohum renkleri sarı, kahverengi, turuncu, gri ve yeşil olmak üzere değişiklik gösterir. Bazı çeşitleri ise alacalı ve benekli olabilmektedir. Şanlıurfa ilimiz başta olmak üzere güneydoğu bölgemizde yoğun olarak üretilmektedir. Türkiye, dünya mercimek üretiminde önemli bir yere sahiptir. Bir mercimek tanesinin içinde ortalama olarak % 51 karbonhidrat, % 22 protein, % 1.5 yağ, % 4 kaba lifler (selüloz) bulunur. Ayrıca demir, fosfor ve B vitamini açısından zengin bir tohumdur. Güvercinler tarafından sevilerek tüketilen bir yem çeşididir.

2) Fiğ: Baklagiller ailesinden Vicia bilimsel adı ile tanılan bir bitkinin tohumlarıdır. Vicia ailesine ait 150 kadar değişik otsu bitki bulunmaktadır. Bu bitkinin meyveleri içinde 2–10 arasında tohum bulunur. Bu tohumlar yem olarak kullanılmaktadır. Vicia sativa (adi fiğ), Vicia villosa (tüylü fiğ), Vicia narbonensis (koca fiğ) ve Vicia pannonica (Macar fiği) gibi çeşitleri ülkemizde de yetiştirilmektedir. Bir fiğ tanesinin içinde ortalama olarak % 54 karbonhidrat, % 27 protein, % 1.5 yağ, % 4 kaba lifler (selüloz) bulunur. Güvercinler tarafından sevilerek tüketilen bir yem çeşididir.

3) Burçak: Baklagiller ailesinden Vicia bilimsel adı ile tanılan bir bitkinin tohumlarıdır. Fiğ ile yakın akrabadır. Vicia ailesine ait 150 kadar değişik otsu bitki bulunmaktadır. Vicia ervillia bilimsel adı ile tanılan Burçak, ülkemizde oldukça yaygındır. Boğumlu meyvelerinin içinde 2–4 tohum bulunur. Bu tohumlar yem olarak kullanılmaktadır. Sindirimi kolay proteinler içermektedir. Bir burçak tanesinin içinde ortalama olarak % 55 karbonhidrat, % 22 protein, % 1.5 yağ, % 4 kaba lifler (selüloz) bulunur. Güvercinler tarafından sevilerek tüketilen bir yem çeşididir.

4) Çılban (Cılban): Baklagiller ailesinden Vicia bilimsel adı ile tanılan bir bitkinin tohumlarıdır. Vicia ailesine ait 150 kadar değişik otsu bitki bulunmaktadır. Çılban bir tür yabani fiğ çeşidi (vicia spp) olarak bilinir. Boğumlu meyvelerinin içinde bulunan tohumlar yem olarak kullanılır. Besin içeriği fiğ ve burçak gibidir. Özellikle yavruların çabuk gelişimini sağladığı için tercih edilen bir yem çeşididir.

5) Bakla: Baklagiller ailesinden Vicia bilimsel adı ile tanılan bir bitkinin tohumlarıdır. Vicia ailesine ait 150 kadar değişik otsu bitki bulunmaktadır. Vicia faba bilimsel adı ile tanılan Bakla, ülkemizde oldukça yaygındır. Fiğ ve burçak ile yakın akrabadır. Meyveleri (yeşil bakla) ve kurutulmuş tohumları (kuru bakla) yemeklik olarak kullanılmaktadır. Kuru bakla olarak bilinen bakla tohumları aynı zamanda yem olarak da kullanılırlar. Tohumları uzun ve yassıdır. Yeşil (taze) bakla üretimi, Antalya, Mersin, Aydın gibi illerimizde yaygındır. Kuru bakla üretimi ise daha çok, Çanakkale ve Balıkesir illerimizde yapılmaktadır. Bir bakla tanesinin içinde ortalama olarak % 50 karbonhidrat, % 25 protein, % 2 yağ, % 7 kaba lifler (selüloz) bulunur. Güvercinlere verilecek baklanın kolay yiyebilmeleri için kırık bakla olması gerekmektedir. Güvercinler tarafından isteksiz olarak tüketilen bir yem çeşididir.

6) Bezelye: Baklagiller ailesinden Pisum sativum bilimsel adı ile tanılan bir bitkinin genellikle yuvarlak biçimli tohumlarıdır. Tohumlar 10 cm. kadar uzunluğu bulunan yeşil meyve kısmının içinde yer alır. Bir meyve içinde yeşil, sarı, alacalı, beyaz gibi renk çeşitleri olabilen 5-10 kadar tohum bulunmaktadır. Genel olarak yemeklik amacı ile üretilir. Ancak bu tohumlar yem olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde bezelye üretimi, Mersin, Adana, Antalya, Bursa ve Aydın gibi illerimizde yaygındır. Bir bezelye tanesinin içinde ortalama olarak % 57 karbonhidrat, % 23 protein, % 1.5 yağ, % 6 kaba lifler (selüloz) bulunur.

7) Fasulye: Baklagiller ailesinden Phaseolus vulgaris bilimsel adı ile tanılan bir bitkidir. Tohumları 5-25 cm. kadar uzunluğu bulunan genellikle yeşil renk olan meyve kısmının içinde yer alır. Meyve kısımları yassı, yuvarlak, düz ya da kıvrık olabilmektedir. Meyve kısımları yeşil fasulye olarak bilinir ve yemeklik amacı ile kullanılır. Meyve kısmının içinde bulunan genellikle böbrek biçiminde, yassı, yuvarlak olabilen tohumları ise hem yemeklik hem de yemlik olarak kullanılabilmektedir. Ülkemizde fasulye üretimi, başta Bursa olmak üzere bir çok ilimizde yaygındır. Bir fasulye tanesinin içinde ortalama olarak % 58 karbonhidrat, % 20 protein, % 2 yağ, % 6 kaba lifler (selüloz) bulunur. Ayrıca demir ve B vitamini açısından zengin bir bitkidir. Güvercinlere verilecek fasulyenin kolay yiyebilmeleri için kırık olması gerekmektedir.